Muhtaç olduğumuz kudret...

Spor yazarı Avni Tarhan anlatıyor; “1961 senesinde İstanbul’a geldi. İstediki İstanbuldaki şampiyonlar bir ev sahibi olsun. Epey dolaştı. Eyüp’ün üst tarafındaki tek katlı bahçeli evleri dolaştı. Ben size daha iyi yerler bulacağım dedi. Bir gün İstanbul güreş ihtisas kulubüne geldi. İdmandan çıktık koluma girdi cebinden bir elma çıkardı bana verdi, hiç yaptığı şey değildi.
Şaşırdım.
O mesafeyi çok iyi ayarlayan büyük bir hoca idi.. Hayatımda ilk defa gördüm. Camiye gittik, namaz kıldık.
Daha sonra türbeye gittik. Dua ettik.
“Hakkını helal et ben gidiyorum” dedi. Hocam, sanki öleceği kendisine ayan olmuş gibi bir hali vardı. “Hocam” dedim bizim sende ne hakkımız olabilir helal olsun. Daha sonra ertesi gün vefat ettiğini öğrendim yıkıldık.
Hocamızın bir elma vermesi, kolumuza girmesi benim için büyük bir olaydı.
1960 senesi Emirganda kamptayız. Çok susuzum çok açım adeta yanıyorum. Ağustos ayında Emirgan vapur iskelesinin tam karşısında kafeterya gibi bir yer vardı. Yukarı çıktık ve tam kenara oturduk, tam denizi seyrederken “Eğil” dedi.
Hocam hayırdır..
Eğil diyorum eğil.
Hocam yahu eğil kendiside eğildi bende eğildim.
Nerde ise masanın altına girdik.
Koca yigit Celal Atik Hoca’ya, arkadaşına olan saygısından dolayı ona görünmemek için saklandı. Aslında “merhaba hocam” diyebilir merhabalaşırdı. Fakat o sporculuğun, dostluğun ve saygının en büyük örneğini sergiledi. Bu hatırayı hayatım boyunca unutamam.”
***
Richard Gerard Büyük Usta için şu sözleri söylüyordu:
“Bütün yaşantım boyunca onun gibi centilmen ve bu tür mücadele dalını iyi bilen başkasını görmedim. Londra Olimpiyatları’nda yaptığımız final kapışmasından sonra göğsündeki Ay Yıldızı söküp bana armağan etmesini hiç unutamam. Melbourn’a döndüğümde eşim Ay Yıldızı benim ceketime işledi.
Yıllarca ve iftihar ederek Ay Yıldızlı kokartla dolaştım. Çünkü bu kokartı bana bütün zamanların en büyük güreşçilerinden biri vermişti. Böylesine müthiş bir güreşçiye yenilmiş olmak insana üzüntü değil, keyif vermeliydi. Ben, yaşantım boyunca ona yenilmiş olmanın, hem de finalde yenilmiş olmanın keyfini yaşadım. Başkalarını bilemem. . . “
***
Atasporumuz güreşte eski altın günlere dönmek istiyorsak...
Sporun, sporcunun nasıl bir anlam ifade etmesi gerektiğini önemsiyorsak...
Yenilenin, yeneni galibiyetten binlerce kat daha fazla onure etmesini istiyorsak...
Tıpkı yukardaki hatıralarda adı geçen güzel insan, büyük şampiyon Yaşar Doğu gibi, muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur...




