Bir de bizi beğenmezler...

Eski nesil, yeni nesli beğenmez, burun kıvırır. Hadi istisnalar kaideyi bozmaz birçoğu beğenmez diyelim.
Onlara göre bizler, yani gençlik tayfası boş gezenin boş kalfası misali, hiç birşeyden anlamaz, sadece sosyal medyada takılan alık tipleriz!
Dünyayı bilmeyiz örneğin.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kavrayamayız.
Hak nedir, hukuk nedir umrumuzda değildir mesela.
Nerde insanlık ağlıyor haberimiz yoktur onlara göre.
Beşikte ölen, açlıktan dünyaya veda eden bebeklere hiç vicdanımız sızlamaz mesela.
Dünyayı ellerinde oyuncak gibi döndüren şizofren, pisikopat, nerdeyse katil ruhlu liderlerin varlığından habersisiz mesela.
Veya dünyanın bilmem neresinde 9 şiddetinde bir depremde kimsenin burnunun kanamamasına rağmen, bizde 6 şiddetli sarsıntıda binaların neden yıkıldığını hiç umursamayız, sorgulamayız.
Onlara göre biz hayalet gibiyiz.
Giydiğimiz blucendedir onların yargılama noktası, veya takılan küpede. Yediğimiz lokmadadır onların karar noktası.
Anlamazlar bizi, anlayamazlar.
Kendileri gibi olmamızı isterler. Sanki kendileri pek matahmış gibi..
Bizi beğenmeyen eski neslin, eski kafalı beyleri. Bizi çok yanlış tanıyorsunuz..
Benim gözyaşım Gazze'deki ölen bebek için akarken, senin gıkın bile çıkmıyor.
Kahvehane köşelerinde, 5 vakit gidip geldiğin cami avlularında dedikodu yaparken, bizler en azından gerçeklerin acısı karşısında ses çıkarıyoruz, çığlık oluyoruz. Sen dünya gerçeklerini okumadan, kafanda bahaneler üretirken, biz gençler Filistin'e bir nebze olsun merhem olabilmek için çırpınıyoruz.
Giydiklerimizle, gezdiklerimizle, yiyip-içtiklerimizle bizi yargılama.
Çünkü bu kafayla giderseniz, siz değil, bizler sizi yargılayacağız; bizlere nasıl bir dünya bıraktınız diye...
Çıkarın artık sesinizi, duyurun artık çığlığınızı dünyaya. Beşikteki son Gazzeli bebekte ölmeden, gelin artık kendinize...
Gösterin büyüklüğünüzü...




